13 Temmuz 2009 Pazartesi

Bir Başkadır Benim Memleketim

Blogum yemek blogu olmaktan çıktı gibi:) Çizgiyi şaşırdık. Ama bu güzel resimleri paylaşmadan da içim rahat etmiyor yani:) Bu akşamüstü görüntüsü Akçakoca sahiline ait. Batı Karadeniz' in minik ama bir o kadar sevimli ilçesine...


Hiç doğuştan itibaren bir arkadaşınız var mı sizin? Benim var işte. İki tane :) Akçakoca' ya gitme sebebimiz benim çocukluk arkadaşlarımı ziyaret idi. Öyle bir dostluk ki bizimki gerçekten çok ilginç. Anneleri annemin, babaları babamın çocukluktan arkadaşı. Biz de kızlar olarak doğuştan beri beraberiz. Havva-Elif-Alev şeklinde aramızda 9 ay olarak doğduk. O gün bugündür arkadaşız valla:) Akçakoca' da bizi çok güzel ağırladılar. Şu yukarda gördüğünüz sahil mavi bayraklı imiş. Miss gibi ne güzeldi...

Yine eski günlerdeki gibi elimizde dondurma deli deli gülüp durduk:) Hiç birbirimizden ayrılmamış gibi her an görüşüyormuş gibi... Nerden bıraktıysak orda sohbete başlamış gibi...

Akçakoca'dan dönerken Ereğli' yi de dolaştık. Ereğli de gayet güzeldi. Orda Cehennemağzı mağaralarını gezdik. Trabzonda' ki Çal mağarasını gördükten sonra bu pek bi hafif kaldı:) Ama yine de görülebilir tabiki...

Ereğli'den dönerken de Ankaraya 60 km kala Kaya Doruk Otel diye bir yer var. Hep uğrayalım uğrayalım deriz bir türlü kısmet olmaz. Ama bu zamana kadar uğramamışlıklarıma çok kızdım. Gerçekten çok güzelmiş. Haftasonu kahvaltı için bile gidilir. Yemekten sonra karşıda gördüğünüz ormanın içinde yürüdük. Bayağı bir yürüyüş alanı yapmışlar. Etraf miss gibi toprak kokuyor. Buraya uğramanızı mutlaka tavsiye ediyorum.

Epey açılmışız. Otel minicik kaldı:)
Diyeceğim odur ki... Memleketimizin nice güzel yerleri var. Fırsat oldukça hatta bazen fırsat yaratıp da gidip gezip görmek lazım. Toplamda 1 gece iki gün olan bu seyahat o kadar iyi geldi ki...
Haydi Ankara'lılar yakın yerlere kaçın ve kafanızı dinleyin...
Bir de küçük kuzunuz size çiçek toplarsa haftasonu geziniz tam puan almış olur. " Anne hayika çiçek toplayom şana" :)))








30 Haziran 2009 Salı

Patlıcanlı Börek

Tatil dönüşü eski iş temposuna ayak uydurmakta hala zorlanıyorum:) Döneli 1 ay olacak ben hala orda kalmışım meğer:) Herşeyden uzak kafam rahat harika bir tatil geçirmişim meğer... Ne çok hengamesi varmış yaşadığımız hayatın... ne çok sorumluluk ne çok yapılacak iş varmış...

Yaz mevsimi geldi hatta geçiyor bile:) Bu sene daha hızlı geçiyor vakit nedense. Seneyi yarılamışız bile.

Miss gibi yaz sebzeleri tezgahlara çıkıyor. Yazın sebze meyve alışverişi yapmak bile daha zevkli. Renk renk tezgahlarda gezmek daha güzel. Şimdi çok severek yediğim sebzelerden biri olan patlıcandan yapılan bu böreği yapıp afiyetle yeme zamanı:)

Malzemeler;

İçi için;
  • 2 tane orta boy patlıcan
  • 1 tane sivri yeşil biber
  • 1 tane orta boy soğan
  • 1 tatlı kaşığı salça
  • tuz
  • kimyon
  • karabiber
  • kavurmak için yarım çay bardağı sıvıyağ

Sosu için;

  • 2 su bardağı yoğurt
  • 1 çay bardağı süt
  • yarım çay bardağı sıvıyağ
  • 2 yumurta

5 adet de yufka tabi ki:)


Yapılışı;

Patlıcanları çok küçük küpler halinde doğrayıp tuzlu suda 20 dk bekletin. Sıvıyağı tencede kızdırıp önce soğanları ardından sivri biberleri biraz kavurun. Ardından patlıcanları ilave edip orta ateşte kavurmaya devam edin. Salça ve baharatları katıp 3-4 dk daha kavurup soğumaya bırakın. Bu arada sos için gerekli malzemeleri bir kaba alıp karıştırın. Fırın tepsisinin altına yağlı kağıt serin. 1 tane yufkayı tepsiye yayın. Sostan heryerine sürün. Üzerine bir kat daha yufka serip harcın yarısını yayın. Kalan yufkaları da bu şekilde dizip böreği yapın. En son sostan kalan 3-4 kaşıkla böreğin üzerini sıvayın. Eğer sos kalamdıysa yumurta sarısı ile de yapabilirsiniz. 180 derece fırında nar gibi kızarana kadar pişirin. Afiyet olsun.

25 Haziran 2009 Perşembe

Çikolatalı Puding

Çocukluk tatlarından çikolatalı puding :) Bilindik kolay ama herkes için anlamı büyük. Pudingi pişirirken arkadaşlar ile bi sürü konuştuk. Geçen konuşmalar eskiye aldı götürdü hepimizi. "Eskiden bunlar mı vardı annem renk renk yapardı ohh mis gibi kokardı" diye söylerken şimdi herşeyin kolayı var kısmına geçtik:))) Şööööle bi zamanda yolculuk yapıp yine bulunduğumuz ana döndük.

Maksat tarif vermek değil eskinin kokusunu içimize çekmek olduğu için bu resmi paylaştım. Üstteki 3 yumuk el de oğlumun arkadaşları:) Puding partisi yaptılar:))) Zorla resmi çektik sonra hüplettiler pudingleri.
Bu arada blogcular aleminden Sevgili Gönül ünlü yemekteyiz programında bu hafta yarışıyor. Çatır çatır da yarışıyor valla. Ona yarışmak bize de destek vermek düşüyor. Hadi bakalım:)

18 Haziran 2009 Perşembe

Doğum Günü Kurabiyeleri Ve Aşk

Ekin kızımız 3 yaşını bitrdi dün. Elif teyzesi önceden söz verdiği üzere ona kreşe götürmek için şeker hamurlu kurabiye pişirdi. Kreşte kurabiyelerim pek beğenilmiş. Bu kurabiye işi beni de sarmaya başladı. Gerçekten sunumu çok zarif ve şık oluyor. Özel günlerde hatırası oluyor. Daha değişik kurabiyeler de deneyecektim ama kurabiyeyi yapacağım gün şeker hamurunu almaya gidince Gimat'daki Pastacılık Ekipmanlarının taşındığını gördüm:((( Yani bu kadar şans olur diye söylene söylene geldim ama evdeki şeker hamuru yetince boşa sinirlenmişim dedim. Yerini merak edenler için Ostim'e taşınmış olduğunu söylediler bilginize... Başarı Holding'in yanındaymış. Ben görmedim henüz.


Aşk Elif Şafak'ın son dönemde çıkan yeni kitabı. Hepiniz duymuşunuzdur. Kitabı ilk çıktığı zamanlarda çok almak istedim kısmet olmadı. 1 ay önce aldım ama okumadım. Çok okumak istediğim kitaplarla aramda garip bir bağ olur. Onları okumak için özel zamanlar seçmek isterim. Bu kitabı en sessiz zamanlarda okumak istediğimden bir türlü başlamadım. Tatile götürdüm. Tatil rehavetine yaraşır bir kitap değil bu diyerek kitaba haksızlık etmek istemedim suyun kumun içinde. İşlerim çok felaket yoğundu o kısacık aralara sıkıştırmak istemedim. En sonunda bu hafta kitaba başladım. Ama hengame içinde değil herkes uyuduktan sonra açtım kapağını kitabın...

Yavaş yavaş sakin sakin okudum kitabı ki hala okumaktayım. Sonlarına yaklaştım ama yazmak için bitirmeyi bekleyemedim... Söyleyeceğim tek cümle var " Öyle güzel ki........." Mutlaka okumanız gerekiyor. Ama daracık zamanlara sıkıştırmadan, keyfinizin olmadığı zamanları seçmeden, sessizken, huzurluyken okuyun bu kitabı... Kendi sesinizi dinlerken okuyun...


Aşk' la yapılmış kurabiyelerim de pembe konseptine uymuş durumda:)

12 Haziran 2009 Cuma

Hediyelerim Geldi:)

Tatilden döneli 10 günden fazla oldu ama tatil burnumdan geldi diyebilirim. İşler nasıl yoğun nasıl yogundu:(( Hiç kimseyi arayıp soramadım. Resimlerimi yayınlayamadım. Kendimi unuttum bu ara :) Bugün Cuma oley oley diyerek eve geldim resmen...


Geçen ay sevgili Bahar' ın düzenlemiş olduğu hediyeleşme etkinliği vardı. Beni de davet etmişti. Seve seve katıldım tabi...Benim hediyemi meğer ev sahibesi gönderecekmiş. Sürpriz oldu gerçekten. Tatil dönüşü hediyelerim geldi. Yalnız sevgili Baharcığım abartmışsın bir sürü hediye yollamışsın bana. Tekrar tekrar teşekkürler ediyorum.Hepsini ayrı ayrı çok beğendim. Kırmızı servis tabakları kahvaltı sofralarımı şenlendirecek. Şu turuncu boncuklu portakal ve limon çayına bayıldım. Ne kadar şık olmuşlar öyle. Renkli pasta şekerlerim çikolatalarım saksı süslerim masa örtüm peçeteliklerim hepsine bayıldım:)

Veee finalde siyah boyunluk var ki gerçekten muhteşem oldu. İşyerindeki arkadaşlarım hediye paketini görünce biz de mi blog açsak bu iş pek bi zevkli demeye başladılar:)
Gerçekten tanınmayan insanlarla yüzyüze olmasa da çok güzel bağlar kurulabiliyor. Bu etkinlik de onlardan biriydi. Ben çok memnun kaldım. Emeklerine sağlık arkadaşım...

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Biraz Mola:)

Bu hafta tatilde olacağım. Hiçbişey düşünmeden kafamı dinlemek istiyorum. İnşallah güzel geçer...Beni yorumsuz bırakmayın tamam mı:)
Not:Resim buradan.

15 Mayıs 2009 Cuma

Karnıyarık

Bahar geldi geçiyor neredeyse yaz gelecek ben şu gripten kurtaramadım gitti:( Rahmetli iyiydi gripten gitti diyecekler benim için:))) Bunların haricinde genel manada hayatımda bir aksilik yok. Yoğunluk artık normal olduğu için hiç şikayet etmeyeceğim:)) Napalım biz de böyle yaşamaya alışacağız. Herkesler yoğun artık...
Patlıcan eskiden o kadar çok severdim ki her gün pişse yerdim. İşyerinde yapılan yağlı yağlı patlıcanlardan sonra artık en sevdiğim sebze olma lüksünü kaybetti. Ama yine de karnıyarık baştacı yemeklerimdendir. Çok da güzel yaparım bak. Kayınpederim her defasında söyler. éElif bak bu geldiğinde mutlaka bir karnıyarık yap da yiyelim diye" :)
Malzemeler;
İçi için;
  • 200 gr kıyma
  • 1 tane orta boy soğan
  • 1 tane yeşil biber
  • 1 çay kaşığı karabiber
  • 2 tane rendelenmiş domates
  • 1 çay bardağından 2 parmak az su
  • 1 yemek kaşığı salça
  • 3 yemek kaşığı zeytinyağı
  • yarım çay kaşığı kimyon
  • 3-4 dal ince kıyılmış maydonoz
  • 7 diş sarımsak
  • tuz

Diğer malzemeler;

  • Ayrıca 5 adet de patlıcan ve bunları kızartmak için 2 çay bardağı sıvı yağ.
  • Pişirme kabına dökmek için 1 su bardağından biraz fazla su 1 tatlı kaşığı salça ve az tuz


Yapılışı;

Önce patlıcanları alacalı soyup 1 saat kadar tuzlu suda bekletin. Sonra sudan çıkarıp kurulayın. Çukur bir tavada 2 çay bardağı zeytinyağını kızdırıp patlıcanları çatal battığında yumuşamış olacak şekilde yavaş yavaş çevire çevire kızartın. Kızarmış patlıcanların peçete ile fazla yağını alın. Ayrı bir tavada 3 yemek kaşığı zeytinyağını kızdırıp kıymaları çevire çevire kavurun. Kıymaların pembemsi rengi dönünce soğanla biberi atıp kavurun. Çok kısık ateşte yapmayın ki sulanmasınlar. Sonra Rendelenmiş domatesi maydanozu, sarımsağı ve baharatları ilave edin. Biraz da su ilave edip 4 -5 dk kısık ateşte pişirin. Pişen iç harcını patlıcanların içine doldurup üzerine domates biber ile süsleyin. 1 su bardağından biraz fazla suya azıcık salça ve tuz karıştırıp pişirme kabına dökün. Fırında 180 derecede kaynadıktan sonra 25 dk pişirin. Afiyetler olsun...